Maliye Ba­kanlığı’nca yayımlanmış olan 265 seri No.lu Genel Tebliğ’de gerekli açıklama yapılmış ve işverenlerin asgari geçim indirimi tutarını mutlaka net ücrete ilave edip ücretliye ödemesi gerektiği açıklanmıştır. Aksi takdirde işverenler, muh­tasar beyannamede ücretliye ödemediği bir tutarı mahsup etmiş olacağından, vergi ziyaına sebebiyet vermiş olacaktır. Asgari geçim indirimine ait tutarların gerek işveren tarafından ücretliye öden­memesi gerekse de ücretlinin medeni durumuna ilişkin yanlış bilgi vermek suretiyle daha yüksek oranda yararlanması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu açı­sından cezai işlemlerin yapılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, hem işveren hem de ücretli açısından cezai sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Vergi Usul Yasası’nın 344. maddesinde vergi ziyaı suçunun işlenmesi halinde ne tür bir ceza verileceği belirtilmiştir. Buna göre vergi ziyaı suçu işleyenlere, zıyaa uğrattıkları verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmektedir.
İşverenler tarafından hizmet erbabının ücret gelirlerinden kesilen gelir vergisinden mahsup edilen asgari geçim indirimi tutarının, o ayki ücretiyle birlikte ücretliye nakden ödenmesi gerekir. Aksi takdirde, ücretliye nakden ödenmeyen asgari geçim indirimi, işverenler tarafından haksız yere yapılan bir mahsup işlemi niteliği taşıyacak ve tevkif suretiyle kesilen verginin bu tu­tar kadar olan kısmı, muhtasar beyanname ile eksik beyan edilmiş olacaktır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen şekilde ücretliye nakden ödenmeyen asgari ge­çim indirimi o ayda eksik beyan edilmiş vergi tevkifatı olarak kabul edilerek, bu vergiler için de işverenler hakkında cezalı tarhiyat yapılacaktır.
Gerek 6183 sayılı Kanun, gerekse de 2004 sayılı Kanun gereğince maaşlar ve her nevi ücretlerin en az 1/4’ü hacze konu olabilmekte iken asgari geçim indirimi tutarlarının alınmaktan vazgeçilen vergi tutarı olarak değerlendirilmekte ve ücret olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla, asgari geçim indirimi tutarının haczedilmesi mümkün değildir.

Maliye Bakanlığı’nca da, ücretlilere ödenen asgari geçim indirimi tutarlarının alınmaktan vazgeçilen gelir vergisi tutarı olduğunu belirterek, asgari geçim indirimi tutarlarının ücret kapsamında değerlendirilemeyecek olması nedeniyle net ücret veya net asgari ücret tutarına ilave edilmemesi gerektiği yönünde görüş vermektedir. Yukarıda bahsedilen Kanunlar ile benzeri Kanunlarda yer alan, ikramiye ve kıdem tazminatı gibi unsurların tespitinde asgari geçim indirimi tutarları ücret olarak değerlendirilmediğinden, söz konusu tutarların asgari net ücret veya net ücret tutarına ilave edilmesi mümkün değildir.
Gerek 6183 sayılı Kanun, gerekse de 2004 sayılı Kanun gereğince maaşlar ve her nevi ücretlerin en az 1/4’ü hacze konu olabilmekte iken asgari geçim indirimi tutarlarının Devlet tarafından alınmaktan vazgeçilen vergi tutarı olarak değerlendirilmekte ve ücret olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla, asgari geçim indirimi tutarının haczedilmesi mümkün değildir.