Mükelleflere Haklar Tanınmasının Amacı,

Sosyal hukuk devletinde hukuk sisteminin en önemli özelliklerinden birisi toplum içinde zayıf, mağdur ve mazlum konumunda bulunan kişileri yalnız bırakmamak ve korumaktır. Devletin yetkili kurumları, bu kişilerin ihlal edilen haklarının en kısa sürede tekrar tesis edilmesini sağlamak için her türlü tedbiri almalıdır. Bir devlet, toplumda kendisini ekonomik ve sosyal olarak zayıf gören kesimlerin hakları ihlal edildiğinde, bu mağduriyetleri toplumda güçlü olanlar ile aynı etkinlikte giderebiliyorsa, ancak o zaman adalet ilkesini tam olarak gerçekleştirmiş olur”.
 
Mükelleflere Haklar Tanınmasının Amacı
Anayasa Mahkemesi de verdiği bir kararında sosyal devleti “… mülkiyet hakkının toplum yararına kullanılması ve ekonomik yaşama müdahale yoluyla sosyal barışı sağlama amacına dönük olarak emek-sermaye dengesini kuran, zayıfları güçlüler karşısında koruyan, bireysel girişim ve sorumluluğu esas almakla birlikte bireylerin kendi güçleriyle üstesinden gelemeyecekleri sosyal riskleri üstlenen, bu yolla sosyal adaleti kuran devler” olarak tanımlamıştır.
Sosyal devletin kullanmış olduğu yöntemler, toplumda adaletin sağlanmasına çalışılırken zayıf olan grupların korunmasını da kapsamaktadır. Dolayısıyla hangi toplumsal statüye sahip olursa olsun, insan onuru gereği özellikle zayıf ve mağdur durumdaki kesimler devlet nezdinde her türlü yardım ve desteği talep etme hakkına sahiptir”. Bu nedenle birçok hukuk dalında zayıf konumda bulunan; işçiler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, özürlüler, tüketiciler, hastalar gibi kişi topluluklarını koruyucudüzenlemelere yer verilmiştir. Benzer şekilde vergileme işleminin zayıf tarafını oluşturan mükelleflerin haklarını korumaya yönelik düzenlemelerin yapılması da gündeme gelmiştir.

Hukuk ilişkilerinde

taraflar arası sosyal, siyasal ve ekonomik orantısızlıkları gözeten kanun koyucu, vergileme işleminde de devletin karşısında mükelleflerin dezavantajlı konumunun suistimal edilmesini önleyecek düzenlemeler yapma yoluna gitmiştir. Zira vergileme ilişkisinde taraflardan biri kamu gücüne sahip vergi idaresi iken, diğeri ise zayıf ve pasif konumda bulunan mükelleftir.
Mükellef ile idare arasındaki statü farkı, birçok özel hukuk ilişkisinde ortaya çıkan farktan çok daha belirgindir. Dolayısıyla mükelleflere haklar tanınmasının esas amacı kanun koyucu tarafından mükelleflerin dezavantajlı konumunun yaratacağı olumsuz sonuçlarını engellemek için onların korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmasıdır.
 
9 İsmail Özgür Aslan, “Vergi Yükümlüsünün Hakları: Bir Katalog Tasarımı”, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2006, 5.4.
Turgut Özal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Tasarısı, Kasım 2011, 5.5,
http://www.turgutozal.edu.tr/contents/files/anayasa tasarisi.pdf, (28.10.2014).
2 Anayasa Mahkemesi, 17.1.2008, E.2002/71, K.2008/44, http/Www.anayasa.gov.tr/Kararlar/
KararlarBilgiBankasi/, (18.11.2014).
Mauro Cappelletti ve Bryant Garth, “Access to Justice as a Focus of Research”, Windsor
Yearbook of Access to Justice, 1981, Vol. 1, ss.21-22.
Kaynak: Mükellef Hakları – Türkiye Perspektifi ve Geliştir