İngiltere’de Mükellef Haklarının Gelişimi,

İngiltere mükellef haklarının ilk olarak ortaya çıktığı ülke olması bakımından önem taşır. Devletin vergilendirme yetkisini sınırlayan ve mükelleflere bir takım haklar tanıyan Magna Carta Libertatum İngiltere’de ortaya çıkmış olup hukuk devleti fikrinin ülkede yerleşmesini sağlamıştır. İngiltere’de Magna Carta ile başlayan, ABD ve Fransa’da gelişen demokratikleşme hareketlerinin temelinde geniş ölçüde adil olmayan ve yasal dayanağı bulunmayan vergiye karşı gösterilen tepkiler yatmıştır”.
Vergilendirme yetkisinin sınırlandırılmasının ilk örneğini oluşturan Magna Carta’nın 12. maddelerinde kralın, vergi salmadan önce konseyin (Common Council) rızasını almak zorunda olduğu belirtilmektedir”. Böylece ilk defa “vergiye rıza” ilkesi veya “temsilsiz vergi olmaz” ilkesi kabul edilerek parlamento kurulmuş ve siyasi olarak parlamentonun kazandığı birinci yetki vergilendirme alanında ortaya çıkmıştır”.
Dolayısıyla “temsilsiz vergi olmaz” prensibi çerçevesinde günümüzdeki anayasal vergileme ilkelerinin en önemlisi olan vergilerin kanuniliği ilkesinin temeli atılmıştır**. Magna Carta’nın hem kralın vergileme yetkisini kullanırken mecliste oylamaya başvurmasını, hem de daha önce vergileme yetkisine sahip baronların bu yetkilerini kaldırarak, vergi ödeyenler yönünden haklar sağladığı açıktır. Bunun içindir ki bu belge mükellef hakları yönünden de temel bir belge niteliği taşımaktadır.İngiltere’de Mükellef Haklarının Gelişimi Magna Carta ile filiyata geçirilemeyen bu ilkeler 1628 tarihli Haklar Dilekçesi (Petition Of Rights) ve 1689 tarihli Haklar Bildirgesi (Bill Of Rights) ile somut ve geleneksel hale gelmiştir””. Haklar Dilekçesi’nin X-XI. Bölümlerinde kralın keyfi vergileme yetkisine yönelik sınırlayıcı hükümlere yer verilmiştir”.
Ayrıca bu Dilekçe’nin getirdiği en önemli yenilik, Kral’ın parlamentonun onayı olmadan uygulamaya koyduğu vergi yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere karşı cezalandırma yetkisinin hukuksuzluğunu kabul etmesidir. Böylece parlamentonun vergi konusundaki yetkisi bir kez daha ayrıntılı olarak vurgulanarak, temsilsiz vergi alınamayacağı ve parlamento onayı olmadan konulan vergilere karşı gelenlerin kovuşturulamayacağı açıkça belirtilmiştir”.

Haklar Dilekçesi’ne

rağmen kralın parlamento tarafından onaylanmamış vergiler koymaya devam etmesi sonucunda hazırlanan Haklar Bildirgesi, parlamentonun sadece vergiler alanında değil diğer konulardaki yetkisini de güvence altına almayı amaçlayan ve parlamento izni olmadan kanun konulamayacağı ve kaldırılamayacağını vurgulayan, parlamentonun ve yasaların üstünlüğü ilkesini kabul eden bir bildirgedir”. İngiliz hukuku ve vergi yasaları bu belgelerde yer alan ilkeler göz önüne alınarak oluşturulmuştur”.
Birçok ülkede mükellef haklarına ilişkin temel koruma esas itibariyle anayasalarla sağlanmaktadır. Fakat İngiltere’nin bir yazılı anayasası yoktur. Bunun için hukuki koruma sağlayan düzenlemeler diğer ülkelerde olduğu gibi anayasalarla değildir, ülkenin anayasal nitelik taşıyan temel belgeleri ile yapılmıştır”.
Günümüzde mükellef haklarıyla ilgili asıl düzenlemelerin ve korumaların 1990’lı yılların başından itibaren gündeme gelen “mükellef odaklı yaklaşım” anlayışıyla, vergi idarelerinin yeniden yapılandırılması ve vergileme sürecinin etkin, adil ve şeffaf hale getirilmesi çalışmalarına paralel olarak geliştiğini söyleyebiliriz*. Bu açıdan İngiltere dünyadaki mükellef hakları bildirgelerinin gelişmesine de öncülük etmiştir.

1986 yılında

“Mükellef Bildirgesi” (Taxpayer’s Charter) ilk defa yayınlanmış ve “mükelleflere adil ve etkin hizmet verme” amacıyla 1991 yılında revize edilmiştir. 2004 yılına gelindiğinde İç Gelir Mükellefleri İçin Bildirge (IRI167 Charter for Inland Revenue Taxpayers) adı altında bu bildirge yeniden gözden geçirilerek güncellenmiştir. Belgenin 2004’te yayınlanan versiyonu ıdarenin “müşteri hizmetlerine genel yaklaşımı” çerçevesinde mükelleflerin kolayca ulaşabilmesi için gelir idaresinin web sitesinde yayınlanmıştır”,
2005 yılında İngiltere’de İç Gelirler İdaresi (The Inland Revenue) ile Gümrük ve Tüketim Vergileri İdaresi (Customs and Excise), Majestelerinin Gelirler ve Gümrükleri (Her Majesty’s Revenue and Customs — HMRC) adı altında birleşmeleri sonucunda yeni bir mükellef bildirgesinin yayınlanmasına ihtiyaç duyulmuştur. 2008’de HMRC mükelleflerin ihtiyaçlarını daha iyi bir şekilde tespit etmek için farklı mükellef gruplarıyla geniş kapsamlı çalışmalar yürütmüştür.
Bildirge, müşterilerin HMRC ile olan ilişkilerinde hak ve yükümlülüklerini açık dille, sade şekilde ifade eden ve daha ulaşılabilir olmaya çalışan bir girişim olarak düşünülmüştür. Bunun için de yeni düzenlemenin anlaşılır olması, gelir idaresi ile mükelleflerin ilişkilerini geliştirmesi, daha iyi hizmet sunulması ve uyum maliyetlerinin azaltılması hedeflenmiştir”.

HMRC

yeni vizyonunda vergi sorunlarına odaklanarak, mükelleflere vergi sisteminin daha anlaşılır ve adil olduğunu hissettirmeye çalışarak, daha profesyonel ve etkin bir organizasyon olmayı hedeflemiştir. Bu doğrultuda Bildirge oluşturulurken, mükellefler ile gelir idaresi personelinin birlikte çalışması için, halka açık toplantılar, nitel analizler, atölye çalışmaları ve çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarla çeşitli kesimlerden, bildirgenin alanı ve biçimi hakkında bilgi almak istenmiştir. Ayrıca birçok ülkenin benzer belgeleri incelenerek ortak noktalar aranmış ve en iyi sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Yürütülen bütün bu çalışmaların sonucunda HMRC, Kasım 2009’da “Sizin Bildirgeniz” (Your Charter) adını taşıyan belgeyi yeniden yayınlamıştır.
HMRC günümüzün değişen şartlarına ayak uydurmak, mükelleflere kolaylık sağlamak, vergileme süreçlerini daha basit ve anlaşılır hale getirerek ve mükellef hizmetlerini geliştirmek için “Sizin Bildirgeniz” (Your Charter) isimli belgeyi Şubat 2013’te tekrar güncellemiştir. Böylece HMRC olarak daha etkin çalışarak mükelleflerin vergi kaçırma ve vergiden kaçınma girişimlerini azaltmak ve vergi açığını daraltmak için önlemler almaya çalışmaktadır. Ayrıca HMRC mükelleflere sunduğu hizmetlerle ilgili yıllık rapor yayınlayarak, taahhüt ettiği standartlara uygun hizmet sunup sunmadığını değerlendirmektedir”.

Kaynak: MÜKELLEF HAKLARI Türkiye Perspektifi ve Geliştirilmesi