İhtiyati Haciz,

6183 Sayılı Kanunun 13. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, amme alacağının korunması bakımından en etkili takip başlangıcıdır. Bağımsız vergi daireleri yönergesinde ihtiyati haciz “ileride tahakkuk edecek olan veya henüz vadesi gelmemiş bulunan ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş bulunan amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan hacze ihtiyati haciz denir.”
6183 Sayılı Kanunun uygulanmasında ihtiyati haciz, teminat alınmasından daha etkilidir. Teminat alınması işleminde amme alacağı borçlusunun, mal varlığına dahil veya mal varlığı dışında bir kıymeti borcuna karşılık gösterirken ihtiyati hacizde, borçlu mal varlığına dahil kıymetlerin bir kısmı üzerinde borçlunun zilyetliği kaldırılarak idare tarafından el konulmaktadır.
“Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun kamu alacaklarının korunmasına yönelik hükümler arasındaki karşılıklı ilişkiler irdelendiğinde, kanun koyucunun ihtiyati hacze cebri bir teminat niteliği verdiği söylenebilir.
AATUHK ‘nın 16. maddesinde, kamu borçlusu tarafından teminat gösterildiğinde ihtiyati haczin kaldırılmasının öngörülmesi ve 14. maddesinde de ihtiyaten haczolunan malların değerleri depo edilmek ya da kamu alacaklısının kabul edeceği bir kişi müteselsil kefil gösterilmek koşuluyla bırakılması bu görüşü destekler niteliktedir.

 6183 Sayılı Kanun

uygulamasında ihtiyati haciz, idari bir tasarruf niteliğinde olan icrai bir karara dayanılarak, resen uygulandığı halde, özel hukukta ihtiyatı haciz mahkemelerce verilen karara dayanılarak icra dairelerince uygulanır.
İl Özel İdaresi alacaklarının takip ve tahsili ile ilgili yönetmeliğin 14. maddesinde; “özel idare alacağının korunması gerektiği konusuna varıldığı takdirde teminat talebinde bulunabilir. İstenen teminat onbeş gün içerisinde gösterilmediği takdirde ihtiyati haczin kaldırılacağı” belirtilmiştir.
Yine aynı yönetmeliğin 16. maddesinde; “ihtiyati haciz özel idare alacağının tahsil güvenliğini sağlamak amacıyla borçlular hakkında icra işlemlerinden sorumlu daire başkanlığının talebi üzerine genel sekreter kararıyla uygulanacağı,”

İhtiyati haczin

6183 Sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılan nedenlerin bulunması halinde haciz hükümlerine göre haciz kağıtlarına dayanılarak yapılacağı, her ihtiyati haciz olayı için haciz kağıdı düzenleneceği, düzenlenen haciz kağıtlarının dağıtım ve izleme defterine işleneceği belirtilmiştir.
6183 Sayılı Yasa uygulamasında ihtiyatı haciz;
a-Henüz tahakkuk etmemiş amme borçları
b-Tahakkuk etmiş olduğu halde ödeme vadesi gelmemiş amme borçları
c-Amme alacağının tahakkuk etmiş ve ödeme vadesi de dolmuş olduğu halde, henüz ödeme emrinin çıkarılmamış olduğu durumlarda, uygulanabilir.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 15. maddesinde ise, “haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanların, haczin tatbiki; gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilecekleri” düzenlenmiştir.
Özel Hukukta ise ihtiyati haciz, yargı kararına dayanılarak icra dairesince tatbik olunur.
İİK’nın 258. maddesinin birinci fıkrasında (ihtiyati hacze İİK’nın 50. maddesine göre yetkili mahkemenin karar vereceği), aynı Kanunun 261. maddesinde (alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar.
Özel Hukukta, İcra Hukuku Uygulamasında;

İhtiyati haciz;

İİK’nın 257 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenmiş “rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş alacaklar ile muayyen ikametgahı bulunmayan, mal kaçıran borçlular için vadesi gelmemiş alacakları temin bakımından” borçlunun mallarının ve hakları üzerinde konulan tedbir niteliğinde bir işlemdir. İİK’nın 264. maddesinde “ihtiyati haczi yaptıran alacaklının 7 gün içerisinde takip talebinde bulunması veya dava açmasını zorunlu kılar” hükmünden de anlaşılacağı üzerine ihtiyati haciz ile icra takibi ayrı hukuki düzenlemeler olup ayrı ayrı hukuki sonuç doğurur.
Bu nedenle ihtiyati haciz kararı icra takip işlemi olmayıp yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan ve HUMK’un 101 ve devam eden maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri ancak daha etkili bir tedbir işlemi olduğundan bir takip muamelesi sayılamaz. (HGK”nın 16.02.2000 T. ve 2000/12-49 E. 2000/94 K.) Bu nedenle alacaklının itirazla duran icra takibinden önce ihtiyati haciz kararı alıp uygulatması genel anlamda bir takip işlemi olmadığından niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan takibin durmuş olması da ihtiyati haczin uygulanmasına ve buna devam edilmesine engel teşkil etmez.”

Özet:

(İİK’nın 264/2. maddesi gereğince ihtiyati haczin uygulanmasından sonra borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren itirazın kaldırılmasının istenmesinin zorunlu olup, aksi takdirde ihtiyati haciz hükümsüz kalacaktır.)
İİK. 264/2. maddesinde ihtiyati haciz uygulamasından sonra borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde bu itirazın hemen alacaklıya tebliğ olunacağı yazılıdır. Alacaklı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemek zorundadır. Aksi takdirde İİK. 264/4. maddesi gereğince ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Somut olayda borçlunun takibe itirazının alacaklıya hangi tarihte tebliğ edildiği ve alacaklının yukarıda yazılı hüküm gereği süresinde itirazın kaldırılmasını isteyip istemedigi ve bunun sonucunda ihtiyati haczin hükümsüz kalıp kalmadığı araştırılmamıştır.
Alacaklı tarafından maddede yazılı sürelere riayet edilmesi şartıyla, borçlunun ödeme emrine itiraz ederek takibi İİK. 66. maddesi gereğince durdurmuş olması ihtiyati haciz kararının icrasını engellemez. O halde mercice yukarıda yazılı ilkeler ışığında araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sadece takibe itiraz edilmiş olması sebebi ile ihtiyati haczin devam etmeyeceğine karar verilmiş bulunması isabetsizdir.

Özet:

(İİK’nın 266. maddesi gereğince takibe başlandıktan sonra teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verme yetkisi icra mahkemesi âittir.)
Borçluların merciye başvurusu ihtiyati haczin usulsüz verildiğine ve teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkindir. İhtiyati haczin veriliş nedenlerine dair itirazların İİK’nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye yapılması gerekir. Asıl takibe geçildikten sonra teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin başvurunun ise yetkili İcra Tetkik Mercii Hakimliğine yapılması gerekir. Bu durumda mercice teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılması isteminin değerlendirilmesi ve ihtiyati haciz kararının veriliş nedenlerine dayalı itiraz hakkında ise görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile borçluların itirazının reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Özet: (Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren, 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden, kararın infazını istemeye mecburdur.) Borçlu vekili, mercie yaptığı şikayette, alınan ihtiyati haciz kararı gereği, borcu karşılayacak miktardan çok daha fazla malının haciz edildiğini bildirerek, müvekkilinin banka hesaplarına konan hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.

Mercii,

evrak üzerinden verdiği kararda; takibin ihtiyati haciz kararına dayalı oldugu, ve henüz takibinin ihtiyati haciz aşamasında bulunduğu ve haczin icrai hacze dönmediğinden, ihtiyati hacze itirazların incelenmesinin, kararı veren mahkemeye ait olduğundan bahisle görevsizlik nedeni ile davanın reddine karar vermiştir.
İİK’nın 261/1. maddesine göre, alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden, kararın infazını istemeye mecburdur. Maddenin ikinci fıkrasına göre de ihtiyatı haciz kararları 79 dan 99. ya kadar olan maddelerdeki haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre icra edilir. Sözü edilen bu madde hükümlerine göre ihtiyati haczin uygulanması, icra dairesinin bir işlemidir. İİK’nın 16. maddesine göre, icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı tetkik merciine şikayet olunabilir.
Mercice, şikayetin, sanki İİK’nın 265. maddesine dayalı olarak ihtiyati haciz kararına karşı yapılan bir itiraz gibi algılanarak ve de ihtiyati haczin icrai hacze dönüşmediinden bahisle görevsizlik kararı vermesi doğru değildir.
Merciin. Menemen talimat icra dairesinin yukarıda açıklanan icra işlemine dair İzmir İcra Tetkik Merciine yaptığı şikayeti; İİK’nın 75/2. maddesine göre yetki yönünden reddetmesi gerekirken görevsizlik kararı vermesi isabetsizdir.”

Özet:

(İhtiyati haciz kararından önce alınan ihtiyati tedbir kararı gereğince, icra müdürünün haciz istemini yerine getirmemesi gerekir.)
Takiple ilgili ihtiyati haciz kararının 10.10.2003 tarihinde verildiği, bu karar doğrultusunda alacaklının haciz talebinde bulunduğu icra müdürünün evvelce verilmiş icra mahkemesi kararı bulunduğundan bahisle alacaklı talebini reddettiği anlaşılmaktadır. İcra takibine konu senetle ilgili Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesince 6.10.2003 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiği görüldüğünden dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı ihtiyati haciz kararından önceki tarihi taşıdığından tedbir kararı gereği icra müdürünün haciz uygulamaması bu nedenle doğrudur.
Her ne kadar ayrı bir olay ile ilgili talimat icra mahkemesinin kararı bu olayla ilgili olmadığından bağlayıcılığı olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde ise de. tedbir kararı bulunduğundan mahkemece icra müdürünün kararına yönelik şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde duruşma açılmaksızın eksik inceleme ile şikayetin kabulü isabetsizdir. (12. HD. 01.06.2004 T. 2004/10321 E, 2004/13932 K)

Özet:

(İhtiyati haciz kararı tedbir niteliğinde olduğundan ve takip muamelesi sayılmayacağından konkordato mühleti ve tasdiki süresinde ihtiyati haciz uygulanabilir.)(Hukuk Genel Kurulu 16.2.2000 T. 2000/12-49 E. — 2000/94 K.)
Borçlunun şikayeti konkordato mühleti içinde yapılan ihtiyati haciz işleminin usulsüz olması ve esas takibe geçilmesi nedeni ile artık ihtiyati haczin gerçekleştirilemeyeceğine yöneliktir.
İncelenen icra dosyaları kapsamına göre ihtiyati haciz kararı konkordato mehli verilmesine ilişkin süre içinde alınmıştır. Hukuk Genel Kurulunun 16.2.2000 tarihli ve 2000/12/49 esas sayılı 2000/94 sayılı kararında belirlendiği üzere “ihtiyati haciz kararı tedbir niteliğinde olduğundan, ve takip muamelesi sayılamayacağından, konkordato mühleti ve tasdiki süresinde ihtiyati haciz kararı uygulanabilir.”
Ancak, uyuşmazlıkta ihtiyati haciz kararından sonra alacaklı tarafından takip açılmış borçluya ödeme emri gönderilmiş, daha sonra alacaklı taraf ihtiyati haczin yeniden uygulanmasını ve muhafaza tedbiri alınmasını istemiştir.
İcra dosyanın bulunduğu aşama dikkate alındığında artık yapılan işlem, ihtiyati haciz işlemine yönelik tedbir mahiyetinde değildir. İcrai işlem niteliğindedir. Bu durumda konkordato mehli içerisinde icrai işlem yapılamayacağından mercice haciz ve muhafaza işleminin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.”
Kaynak:  Amme Alacaklarının Takip ve Tahsil Usulü (Mustafa Lütfi Tombaloğlu Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Üyesi)