Mükellefin Savunma ve Dinlenilme Hakkı

Dinlenilme hakkı , idari işlem sürecinde ilgili kişinin olay, belge, kanıt öne sürebilmesi ve bunları tartışabilmesini ifade eder. Bu çerçevede, işlemin sağlıklı şekilde tesisi için işlemin muhatabının sürece katılması, uygun zaman ve koşullarla idarece düzenlenmelidir. Bu katılım özellikle mümkünse işlem yapılmadan önce sağlanmalıdır.”
Diğer yandan, temelde adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan savunma hakkı ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biridir. Yönetilenlerin haklarını güvence altına almayı amaçlayan tüm usul kuralları önemli ve etkili olmakla birlikte, yaptırım niteliğindeki işlemlerin tesis edilmesinden önce ilgililere savunma hakkı verilmesi hukukun genel ilkesi seviyesinde bir biçim kuralı olarak görülmektedir.”
Savunma hakkı esasen öncülleriyle birlikte düşünüldüğünde ilgilisi bakımından bir haklar kümesi (topluluğu) oluşturmaktadır. İlgiliye yazılı bildirim yapılması, belli bir süre tanınması ve sonrasında yazılı savunmasının alınması şeklinde ayrı ayrı aktif davranış ve istemde bulunma olanağı tanınan sürecin bütününü ifade eden terimin bu bağlamda tekil olarak savunma hakkı değil, çoğul olarak savunma hakları adı altında kullanılması önerilmektedir.”

 Mükellefin Savunma ve Dinlenilme Hakkı

Mükellefin Savunma ve Dinlenilme Hakkı


Savunma hakları genellikle kabul edildiği gibi, iki temel öğeden oluşmaktadır. Bunlar; bilgi alma ve görüş bildirme haklarıdır. Bu iki öğe genel çerçeve olan çekişmeyi sağlama bağlamı içinde yer almaktadır. Başka deyişle, bilgi alma, yönetim önünde karara temel alınan nedenlerin belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde, ilgiliye karşı görüş bildirme olanağı sağlama amacına yöneliktir. Karşı görüş bildirme ise, yönetimle ilgili arasında karar konusunda bir çekişmenin gerçekleşmesini sağlar.”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de,

İdari İşlemler Karşısında Bireylerin Korunması Hakkında 77/31 sayılı kararında; “haklarını, özgürlüklerini ya da yararlarını zedeler nitelikteki her idari işleme karşı ilgilinin olay ve delilleri ileri sürme ve gerektiğinde kanıt araçları sunma hakkı vardır. Bunlar idarece göz önünde tutulur. ” ifadelerine yer vermiştir. Bunların yanında, hakim ya da mahkeme olmadığı ve idari işlemlerde taraf olduğu için idarenin savunma hakkının tanınmasıyla bağlı olmadığı da ileri sürülmüştür.”
Gerek yürütülme süreci gerekse sonuçları itibariyle mükellefin temel hak ve özgürlükleri üzerinde etkisi bulunan vergi incelemesi sürecinde de esas olarak mükellefin bu sürece mümkün olduğunca katılımı ve kendisini ifade etme imkanı sağlanmak durumundadır.

Bu çerçevede,

vergi incelemesi esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumlarının tutanakla tespit ve tevsik olunacağı, ilgililerin tutanağı imzadan imtina edebileceği ya da itiraz ve mülahazalarının bulunması durumunda bunların da tutanağa geçirileceği, bu suretle düzenlenen tutanakların birer nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılmasının zorunlu olduğu VUK’un 141. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, mükellefin inceleme sırasında gerekli görülen hallerde tutulan tutanaklara inceleme ile ilgili her türlü itiraz, şerh ve görüşlerinin yazılmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Diğer yandan, mükellef düzenlenen tutanağı imzaya zorlanamayacaktır. İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter ve belgeler, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır.
Vergi inceleme tutanaklarında yer alan tespitler esasen mükellef nezdinde yapılan incelemelerde mükellefin katılımıyla gerçekleştirilir. Dolayısıyla, tespitlere ilişkin mükellefin açıklama ve görüşlerine yer verilir. Bu nedenle de inceleme tamamlandığında düzenlenen tutanak mükellefle birlikte imzalanır. Bu imza, mükellefin tutanağın içeriğini bilmesi ve doğruluğunu onaylaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, mükellefin tutanağı imzadan kaçınması durumunda, yükümlünün aynı yöndeki iradesini içermeyen tutanak tek başına delil niteliği kazanamayacağından, tutanağın dayanağı niteliğindeki defter ve belgeler tutanağa ilişkin işlemler kesinleşinceye kadar idare tarafından mükellefe iade edilmemektedir.

Tutanak aşamasının dışında

mükellefin idare tarafından dinlenilme ve görüşünün alınması imkanı da bulunmaktadır. Özellikle 6009 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme sonrasında ihdas edilen rapor değerlendirme komisyonlarına ilişkin çıkarılan Yönetmelik”te”  bu yönde bir hüküm ihdas edilmiştir. Söz konusu Yönetmeliğin “mükellef ve vergi inceleme elemanının dinlenmesi” başlıklı 14. maddesinde komisyonların, gerekli gördüğü durumlarda ya da talepleri üzerine mükellefi veya vergi inceleme elemanını dinleyebileceği hükme bağlanmıştır. Bu durum, mükellef açısından vergi yargısına başvurmadan önce kendisini rapor değerlendirme komisyonunda ifade etme imkanı sağlamaktadır. İdari nitelikli bu düzenlemeyle bir anlamda mükellefe ihtilafın idari aşamada çözümü açısından yeni bir yol açılmakta ve incelemenin mevzuata uygunluğunun idari aşamada denetimi sırasında kendisini ifade etme ve savunma imkanı verilmektedir.
Mükellefin yapılan incelemeye yönelik olarak idari aşamada dinlenildiği bir diğer alan uzlaşma görüşmeleridir. Mükellefin, kendisi adına tarhiyat ya da ceza kesme işlemi öneren vergi inceleme raporları kapsamındaki vergi ve cezalara ilişkin olarak uzlaşma hakkı kapsamında uzlaşma görüşmesi sırasında kendisini ifade etmesi mümkündür. Vergi ihtilaflarına yönelik idari bir çözüm yolu olan uzlaşma kapsamında mükellef itiraz ve açıklamalarını dile getirebilir. Ancak, bu açıklama uygulamada savunmadan çok dinlenilme ve meram anlatma (niyet, arzu ve istek bildirme) niteliğine dönüşmüştür. Uzlaşma kapsamında mükellef tarafından yapılan açıklamaların haklı görülmesi durumunda uzlaşma kapsamındaki vergi ve ceza tutarları indirilebilir ya da tamamen kaldırılabilir.
Kaynak: Vergi İncelemesi (Dr. Tahir Erdem)