İspat Ve Delil,

213 sayılı Vergi Usul Kanunumuzda ispat ve delil sistemi ile ilgili özel bir hüküm yoktur. Ancak vergilemedeki ispatlamada serbest delil sisteminin geçerli olduğu kabul edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin madde başlığı ve metni 2365 sayılı Kanunla değiştirilmiş “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlığı altında düzenlenmiştir. Değişikliğin sebebi kanunun gerekçesinde “Vergi Hukukunda ispatlamanın maddi ve biçimsel delil anlayışına dayandırılması durumunda vergiyi doğuran olayın gerçek yönünün tespitinin zorlaştığı ve dolayısıyla vergi kanunlarında belirtilen konuların kavranmasında idare ve yargı mercilerinin büyük güçlüklerle karşılaştığı, vergi güvenliği ve adaleti yönünden ortaya çıkan mahsurları gidermek amacıyla Türk Vergi Sistemi’ne serbest delil ilkesinin getirilmesi öngörülmüştür.” şeklinde ifade edilmiştir.

VERGİDE İSPAT VE DELİL

VERGİDE İSPAT VE DELİL


213 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin B bendinde ise “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu İddia eden tarafa aittir.” denilmiştir.

Dolayısıyla

Türk vergi sisteminde; serbest delil ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke ışığında yemin hariç her türlü delil, ispat vasıtası olarak kullanılabilmektedir. Ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olmayan tanık ifadelerinin delil olarak kullanılamayacağını öngörülmüştür.
Vergiyi doğuran olay ve vergisel işlemlerde ispat şarttır. Vergiyi doğuran olayı tespit etmek, işlemlerin gerçek mahiyetini ortaya koymak için çeşitli yollarla bilgi ve deliller toplanmaktadır. Toplanan deliller olayın ispatı için kullanılan bir araçtır.
Vergi inceleme ve denetim elemanlarınca tanzim edilen vergi inceleme raporlarıyla mükelleflerin vergisel iş ve işlemlerinde, yasaya aykırı durumlar varsa bu durumu ortaya çıkaran (ispat eden) deliller öncelikle mükellefin defter ve belgelerinde tespit edilmeye çalışılır. İnceleme; beyanların ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla mükellefin defter, belgeleri, kayıtları ve envanteri üzerinde yapılan bir araştırmadır.
Aynı şekilde mükellefle ilişkide bulunan diğer mükelleflerin de defter ve belgeleri de karşıt inceleme yapılarak toplanan deliller esas alınarak ilgili yasa hükümlerine aykırılıklar ispat edilmeye çalışılır. İspatlama işlemi genellikle Vergi İnceleme Raporları ve ekli tutanaklarında yapılır.
Bunun dışında Vergi Usul Kanununa göre yapılan usulüne uygun olarak düzenlenmiş yoklama tutanakları delil niteliği taşır. Yoklama, vergi idaresinin mükellefleri ve mükelleflerle ilgili maddi olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik araştırma işlemidir. Yoklamalardaki yapılan tespitler somut değerler taşırsa delil olma niteliği de aynı ölçüde artar.
Başlıca delil toplama yöntemleri; Mükellefin bilgisine başvurma, Arama, Alıcı ifadeleri, Karşıt inceleme, Kurumlardan alınan bilgiler, Bilirkişiler ve Takdir Komisyonları ile Fiili Envanter tespitleri yer almaktadır.  Delillerin somut ve güçlü yapıda olması vergi uyuşmazlıkların çözümünde konunun açıklığa kavuşturulmasını bakımından büyük etkiye sahiptir. Soyut ifadeler ve araştırılmadan düzenlenen tutanaklar yargısal anlamda delil ve tespit özelliği taşımamaktadır.
Kaynak: Vergisel İşlemlerde Dava Rehberi