Gelir Vergisi Kanunun 37. maddesi hükmü gereğince Bir takvim yılı içerisinde birden çok araç alım satımı yapılması halinde, bu durum ticari kazanç yönünden   vergi kaydının açılmasını gerektirecektir.  Sürekli olarak araç satımı ölçüsü hakkında bir kişinin bir takvim yılı içerisinde birden fazla araç alıp satması halinde bu durum mutat meslek olarak ifa edildiği kabul olunmaktadır.

Bir kişinin bir kez araç alıp satması halinde, bu işlem süreklilik arz etmediğinden dolayı mutat meslek olarak yapıldığı iddia edilemez.[ GVK md.82.]

 

Bir kişinin yıl içerisinde ikiden çok araç satışı yapması halinde, bu işin mutad meslek olarak yapıldığı farz edilir. bu işi sürekli yapanların gelir vergisi kaydı vergi dairesi tarafından resen açılabilmektedir. Dolayısıyla, gelir vergisi, geçici vergi ve KDV yönünden gerçek usulde mükellefiyet kaydı açılır.

Bunun yanı sıra böyle bir durumda mükellef olan kişinin defter tasdik ettirmesi kazancını işletme veya bilanço esasına göre tespit etmesi gerekir. Ayrıca, bu mükellef, noterden veya anlaşmalı matbaadan fatura bastırılması gerekmektedir.

Ancak burada araç alım ve satışlarının noter senetleri üzerinden takibi ve elde edilen net kazancın tespiti zorunludur. Öte yandan, bazı şirketler aktifinde kayıtlı araçları fatura ile de satabilir. Bu faturaların saklanması gerekecektir.

Son zamanlarda vergi daireleri kendilerine trafikten gelen bilgiler doğrultusunda bir yıl içerisinde sık sık araç alım satımı yapanlara gerçek usulde gelir vergisi kaydı açarak kendilerinden e-beyan yoluyla yıllık beyanname, KDV, geçici vergi ve muhtasar beyanname vermelerini istemektedir.

 

Böyle bir durum karşısında mükellefin araç satışları ile ilgili banka hesap bilgilerinin irdelenmesi alış satış kazancının   saptanması yönünden banka kayıtları da önem taşımaktadır. Buradan hareketle araçların alış bedellerinin bilinmesi ve yapılan giderlerin alış bedeline eklenmesi ve sonuçta satış bedeli ile bu tutarların mukayese edilmesi zorunludur.

 

Örneğin, 100.000 TL’ye alınan bir araç daha sonra 120.000 TL’ye satılması halinde ve alışla da ilgili 2.500 TL gider katlanması halinde bu aracın net satış bedeli: 120.000-102.500 = 17.500 TL   safi kazanç bulunmaktadır.

Geçmiş yıllarda yıl içerisinde birden fazla araç alım satımı yapanların durumlarını gözden geçirmeleri ve sattıkları araç bedellerinin satış bedeli ile alış bedeli arasındaki farkı bulmaları ve buna göre beyanlarını yapmaları zorunludur.

 

Bazı durumlarda satış bedelinin bilinmemesi veya bulunmaması halinde aracın emsal satış bedeli veya kasko değeri ölçü olarak dikkate alınabilir.

 

Bu gibi durumlarda taşıtın alış bedeli ile bu bedel üzerine yapılan masrafların da dikkate alınması zorunludur.   Geçmişe yönelik vergi daireleri tarafından yapılan inceleme ve araştırmalarda satışa konu araçlarla ilgili bedellerin   takibi önem taşımaktadır.

 

Trafik idareleri tarafından vergi dairelerine yollanan listelere göre TC kimlik numaraları dikkate alınarak satıcıların vergiye ilişikleri denetlenmektedir. Vergi dairesinde hiç kaydı olmadığı halde sürekli olarak araç satanların son günlerde vergi dairesine beyana davet edildiği rastlanılmaktadır.

 

Aynı durum gayrimenkul alım ve satımlarında da benzeri işlem yapıldığı görülmektedir.  yıl içinde birden çok gayrimenkul alım-satımı işlerinin yapılması da süreklilik kazandığı varsayılarak gayrimenkul ticareti nedeniyle, ticari kazanç olarak değerlendirilmektedir.

 

GVK’nun mük. 80. maddesinin 6 nolu bent hükmü ile iktisap şekli ne olursa olsun ( ivazsız olarak iktisap edenler hariç) 70. maddenin 1. fıkrasının 1,2,4 ve 7 nolu bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayri menkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak 4 yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (01.01.2007 tarihinden sonra iktisap edilenler için süre 5 yıl olarak dikkate alınacaktır) (kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkuller tahsis tarihinde ortaklar tarafından satın alınmış sayılır) değer artış kazancı olarak sayılmıştır.

Gayrimenkullerin alım satım ve inşa işleri ile sürekli olarak uğraşılması ticari kazanç sayılmaktadır.

 

 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun  14.11.2003 gün ve E:2003/233-K:2003/414 sayılı kararına göre, “Asıl işi hırdavat ticareti olan, bunun yanında bir yıl içinde birden çok kişiye birden çok gayrimenkul satan kişinin, bu alım satımlar dolayısıyla elde ettiği kazançlar, bir yıl içinde birden çok satımın devamlılık unsurunu gösteriyor olması ve bu işlemlerin kazanç sağlama gayesiyle yapılmadığının kanıtlanamaması sebebiyle ticari kazanç olarak vergilendirilmelidir.”
hükmüne amirdir.

 

Öte yandan, kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım – satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerden elde ettikleri gelirlerle ticari kazanç olarak kabul olunmaktadır.[ GVK GT 103 ,104.]

MEHMET KAYNAK